Kayıt Ol
 
Dost Yurdu Foruma Hoşgeldiniz...!!!

İslamda Kadın
Okunma sayısı 1753 defa
19 Şubat 2018, 01:48:34
Hakların kısıtlanmasının neticesi anarşidir (5)

Hak kelimesi, Rabbimizin isimlerinden bir isimdir. Hukuk, hak kelimesinin
çoğuludur. Hukuk adına yapılacak olan mücadele, tüm insanlığı ilgilendirir.
Mazlumun Müslümanı, kâfiri olmaz. Mazlum, mazlumdur. Mazlumun üzerinden zâlimin
elini çektirmek herkesin vazifesidir.

Kadınları, sistemlerin mağduru ve haklarının kısıtlanmasıyla da mazlumu olarak
görüyoruz. Zâlim, ister sistem olsun, isterse Müslüman bir koca, farketmez.
Adaletle hükmeden gayrimüslim bir devletle, zulümle hükmeden Müslüman bir devlet
yan yana konulsa, Allah’ın yardımı adaletle hükmeden gayrimüslim devletedir.

Bugün dünya nüfusunun yarısını kadınlar teşkil ettiğine göre, kadına öncelikle
insan gözüyle bakmakla ilk adım atılmalıdır. Sömürü odakları, sık sık kadın
haklarından bahsederek, kadınların eve hapsedildiğini öne sürüp, İslâm dünyasını
bu hususta iftira ve itham altında tutmaktadır. Bunun sebebi ise açıktır. Sömürü
rejimleri İslâm dünyasını öz pazar yeri olarak görmektedir. Bunun neticesinde
ise İslâm âleminin, sürekli tüketim toplumu olarak kalması icap eder. “Kullan ve
at” felsefesini sinsi olarak kadınlar üzerine uygulayan malum sömürü şebekeleri,
tüketim ekonomisinde kadını her zaman istismar etmektedir.

Kadının, ev merkezli hayat seyrini ve hayat tarzını, onu, evin dışına atarak onu
da ekonomik varlık haline sokmuşlardır. Halbuki kadın, hanesinin kanıdır. Kan,
damarda kaldığı müddetçe temizdir. Harice çıkınca kirlenir ve kirletir. Kadını
evinden ve barkından uzak tutmak isteyen sömürü odakları, buna paralel olarak,
erkeklere ait olan meslekleri, kadınlara da açmışlardır. Boşanan kadınların
mağduriyetini gören kadınlar, bunu haklı gerekçe olarak görmüş, iş hayatına
kendisini atmak mecburiyetinde kalmıştır. Bugün modern dünya, Hz.Ömer
dönemindeki kadına sağlanan sosyal güvenliği sağlayamamaktadır.

Geometrideki pergel gibi tek ayağa sahip olup, diğer ayağı ile daire çizmesi
istenen kadın, evini bir üs olarak, merkez ve karargâh olarak kullanacağı yerde,
kendisine yapılan haksızlıkların farkında olmayarak, kendi kendisine de
haksızlık etmeye başlamıştır. El, dil ve gönlünü öncelikle sulbünden gelen
çocuklarına ve daha sonra tüm topluma, ıslah ve irşad aracı olarak kullanmak
mecburiyetinde olan kadın, tam tersi olarak üç önemli silahını, toplumun
ifsadına kullanmaktadır.

İşte çizilen bu tablo, Müslüman erkeklere öncelikle ciddi mesajlar vermelidir.
İşte bu mesajlara küçük bazı örnekler vererek, meselenin ehemmiyetini ve
ciddiyetini hep birlikte kavramalıyız.

BAZI CANLI MİSALLER

1. Kadınların kıskanılması meselesi. Erkeğin hanımını kıskanması demek, onu,
kıymetli bir eşya saklar gibi, ellerin yetişemeyeceği, gözlerin göremeyeceği
uzak bir yere kaldırmak değildir. Erkeğin hanımını kıskanması demek, onun,
namusunu, adını fitnelere karşı maruz kalmasını ve kokuşmuş rejimlere karşı
zelil olmasını önlemek demektir. Bu uğurda gereken hizmetlerin yerine
getirilmesinde seferber olmak demektir.

2. Kadının tesettürü meselesi: Kadının tesettür dünyasının hikmetini anlamak
gerekir. Kadına günah işlemeyi, ona kötülük yapmayı engelleyen bir yapıya
tesettür denir. Veya kadını cennete götürecek bir ortamda tutmaktır tesettür.
Kadının sadece bedenini değil, onun tüm hayatını (sosyal, siyasal, eğitim ve
hukuksal) fıtratına, yaratılış gayesine göre hazırlamak, kadına tesettürü
kazandırmak demektir.

3. Kadının sömürülmesi meselesi: Kadının sömürülmemesi için yapılacak tek şey,
onun anne olmasıdır. Anne olan kadınlar, sömürülemez. Ne var ki sömürü rejimleri
kadını sömürmek için, onun anne olmasına pek razı olmazlar. Niçin, çünkü
ürettiklerini tüketemezler. Bu sebeple sömürücü mantık, çok kadınla evlenmeyi
yasaklar. Ancak çok kadınla beraber olmayı, beraber yaşamayı serbest kılar, bunu
çağdaşlık ilan eder. Bugün dikkat ederseniz, birden fazla kadınla evlenmek
yasak, ancak birden fazla kadınla istediğin şekilde yaşamak serbesttir.

Müslümanlar tek kadınla evlenmeyi hedeflesin, ancak evleneceği kadının anne
olduğunu ölünceye kadar ona fiilen yaşatarak hissettirsin. Şartlar gereği, İslâm
ölçülerine riayet edilerek birden fazla evlenenleri topa tutup, kıyametler
kopartanların, cebindeki para ile bir günde üç-beş farklı kadınla hayat
sürenlere aynı tepkiyi göstermemesi, hayli dikkat çekicidir.

4. “Kadının aklı kısa, saçı uzundur. Ona danışmalısın, ancak tam aksini
yapmalısın” diyenler, Allah katında sorumludur. Çünkü bu bir iftiradır ve bu
iftira, Allah ve Resulüne yapılmaktadır. Niçin? Çünkü, kadınlarla istişare
siyasetinin varlığını bizzat Rabbimiz koymuştur. Talak Sûresi’nin 6. âyetinde
mealen:

“Aranızda güzellikle istişare edin” buyurulmaktadır. Yine kitabımız, sütten
kesilecek çocukların, tarihlerini, karı ile koca arasında istişare edilerek
karara varılmasını ister.

Hz. Ömer’in halife seçilmesinde, Abdurrahman ibn Avf (ra), çarşı ve sokakta olan
kız ve kadınlarla görüşmüş, halife olarak kimi istediklerini bizzat bekâr
kızlara sormuş ve onların görüş ve kanaatini almıştır.

5. Bazı okuyucumuz der ki, o, o döneme aitti. Şimdi niçin yapılmıyor? Maziyi
methetmek yerine, şimdiki uygulamalarımızı konuşsak daha iyi olmaz mı?

Bu ülkede, Merhum A.Fuad Başgil’in dediği gibi, laikliğin uygulamasından
kaynaklanan bazı hata ve yanlışlıklar sebebiyle, halkımız laikliği dinsizlik
olarak anlamaktadır.

Kayıtlı